Güncel Analiz · Doğu Akdeniz / Kıbrıs

Hindistan’ın Doğu Akdeniz Politikası: Kıbrıs Cumhuriyeti ile Gelişen İlişkiler

Hindistan’ın Kıbrıs Cumhuriyeti ile yakınlaşması, Avrupa pazarlarına erişim, stratejik özerklik ve savunma iş birliği hedefleriyle bağlantılı. Yazı, bu ilişkileri IMEC ve Türkiye–Pakistan ortaklığı üzerinden inceliyor. Olası silah transferlerinin Kıbrıs’taki askerî dengeye etkilerini ve Doğu Akdeniz’de gerilimleri artırma riskini değerlendiriyor.

12 ve 13 Ekim 2026 tarihlerinde Hindistan Savunma Sekreteri Rajesh Kumar Singh, Kıbrıs Cumhuriyeti'ne resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Hint heyeti, Mari Deniz Üssü’nde askerî yetkililerle görüşerek iki ülke arasında deniz güvenliği, ortak eğitimler ve savunma sanayisi alanlarında iş birliğinin geliştirilmesini ele aldı. Bu görüşmeler, Mayıs 2026’da kabul edilen beş yıllık savunma iş birliği yol haritasının ardından gerçekleşti. Yeni Delhi ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler 2020’den sonra ivme kazandı. 15-16 Haziran 2025’te Başbakan Modi’nin adaya yaptığı ziyaret, Hindistan’ın Doğu Akdeniz’e olan ilgisini somutlaştırdı.

Hindistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti ile yakınlaşmasının arkasında farklı jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlar bulunmakta. İlk olarak, Hindistan'ın Güney Asya'nın ötesinde uluslararası etkisini artırma ve küresel bir güç olma arayışı, dış politika hedefleri arasında yer alıyor. İkinci olarak, Yeni Delhi, Çin'in küresel ekonomik nüfusunun arttığı bir dönemde, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) aracılığıyla Avrupa pazarlarına erişimini güçlendirmeyi ve Çin’e alternatif olmayı hedefliyor. Türkiye ile Pakistan arasındaki askerî ilişkilerin güçlenmesi ise Yeni Delhi'nin Kıbrıs Cumhuriyeti ile yakınlaşmasını etkileyen bir diğer unsur olarak değerlendirilebilir. Kautilya'nın Mandala doktrini üzerinden de yorumlanabilecek bu yakınlaşmada, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği üyeliği ve Doğu Akdeniz'deki coğrafi konumu, adayı Hindistan için son derece uygun bir ortak hâline getiriyor.

Hindistan'ın Küresel Güç Hedefleri ve Akdeniz'deki Çıkarları

Hindistan'ın dış politikasında Genişletilmiş Komşuluk Vizyonu (Extended Neighbourhood), 1990'lı yıllarda yaşanan dönüşümlerle birlikte şekillenmeye başladı. 1992'de benimsenen Look East politikasıyla Hindistan, ASEAN ülkeleriyle kurumsal ilişkiler geliştirmeye yöneldi. Atal Bihari Vajpayee döneminde (1998–2004) ise Hindistan'ın dış politika ve güvenlik çıkarlarının yakın komşularıyla sınırlı kalmaması gerektiği anlayışı güçlendi. Manmohan Singh hükûmeti de bu yaklaşımı sürdürerek Hindistan'ın çıkar alanını Basra Körfezi'nden Güney Çin Denizi'ne uzanan geniş bir coğrafyada değerlendirdi.

Narendra Modi'nin 2014'te başbakanlık görevine gelmesiyle Hindistan'ın Güney Asya'nın ötesinde uluslararası bir aktör olma hedefi yeni bir aşamaya geçti. Genişletilmiş Komşuluk Vizyonu, Act East, Act West, Connect Central Asia ve Hint-Pasifik politikaları çerçevesinde daha geniş bir kapsam kazandı. Yeni Delhi, uluslararası alanda stratejik özerkliğini koruyarak çok kutuplu dünya sisteminde daha fazla söz sahibi olmayı hedefledi. Bu doğrultuda Hindistan'ın 2023'te G20 Dönem Başkanlığı'nı üstlenmesi, BM Güvenlik Konseyinde daimî üyelik arayışını sürdürmesi ve BRICS'in kurucu üyelerinden biri olması, söz konusu hedefin diplomatik boyutunu oluşturdu.

Öte yandan, Hindistan'ın artan enerji talebini karşılama ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi karşısında alternatif ticaret güzergâhları geliştirme isteği, Yeni Delhi'yi Avrupa ve Doğu Akdeniz'le ilişkilerini güçlendirmeye yöneltti. Özellikle Çin'in küresel altyapı yatırımlarındaki etkisinin arttığı bir dönemde, Eylül 2023'te Hindistan'ın da katılımıyla Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ilan edildi.

Bu koridor, Hindistan'ın Körfez ülkeleri üzerinden Avrupa pazarlarına erişimini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Aynı yıl Yunanistan'la kurulan stratejik ortaklık ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile geliştirilen ilişkiler de bu doğrultuda değerlendirilmekte. Üstelik Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği üyeliği ve Doğu Akdeniz'deki stratejik konumları, Hindistan açısından önemli iş birliği fırsatları sunmaktadır.

Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki yakınlaşma, Kıbrıs'ın bu ilişkilerdeki önemini daha da artırdı. 27 Ocak 2026'da taraflar serbest ticaret anlaşması müzakerelerini tamamladı ve Güvenlik ve Savunma Ortaklığı'nı imzaladı. Aynı dönemde AB Konseyi Dönem Başkanlığı'nı yürüten Kıbrıs Cumhuriyeti, Hindistan'la ilişkilerini geliştirmeye devam etti. Mayıs 2026'da iki ülke ilişkilerini stratejik ortaklık düzeyine yükseltti ve 2026–2031 dönemini kapsayan beş yıllık Savunma İş Birliği Yol Haritası'nı kabul etti. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti, Hindistan'ın Avrupa'yla geliştirdiği ilişkilerde diplomatik, ekonomik ve askerî iş birliği imkânları sunan ortaklarından biri hâline geldi.

Yeni Delhi'de, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun kuruluşunun ilanı

Hindistan–Kıbrıs ilişkileri

16 Ağustos 1960'ta bağımsızlığını kazanan Kıbrıs Cumhuriyeti, Hindistan ile diplomatik ilişkilerini 10 Şubat 1962'de kurdu. Bağlantısızlar Hareketi içerisinde şekillenen ilişkiler, uzun yıllar Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar üzerinden ilerledi.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar'ın 29–31 Aralık 2022 tarihlerinde Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyaretle iki ülke arasındaki ilişkiler yeni bir aşamaya geçti. 29 Aralık'ta Savunma ve Askerî İş Birliği Mutabakat Muhtırası imzalandı. Ardından 23 Ocak 2025'te İkili Savunma İş Birliği Programı kabul edildi. Başbakan Narendra Modi ise 15–16 Haziran 2025 tarihlerinde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ziyaret etti. Modi ve Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis tarafından kabul edilen ortak deklarasyonda, savunma sanayisi ve deniz güvenliği alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi kararlaştırıldı.

Öte yandan, askerî ilişkiler iki ülkenin ekonomik çıkarlarıyla paralel ilerledi. Kıbrıs Cumhuriyeti, Hindistan açısından Avrupa Birliği pazarına erişimi kolaylaştırabilecek bir ticaret merkezi olarak görülmekte. Özellikle deniz taşımacılığı, liman hizmetleri, finans ve teknoloji alanlarında iş birliğinin artırılması hedeflenmekte. Hristodulidis, 21 Mayıs 2026'da Mumbai'de düzenlenen iş forumunda şehirde bir Kıbrıs Ticaret Merkezi kurulacağını açıkladı. Aynı etkinlikte iki ülkenin iş dünyası ve ilgili kuruluşları arasında altı iş birliği mutabakatı imzalandı.

Hindistan'ın Kıbrıs'la ilişkilerindeki askerî boyut ise giderek daha belirgin hâle geldi. 21 Eylül 2025'te Hindistan Donanmasına ait INS Trikand fırkateyni, Akdeniz görevi kapsamında Limasol Limanı'nı ziyaret etti. Ziyaret sırasında geminin komutanı Yüzbaşı Sachin Kulkarni, Kıbrıs Deniz Kuvvetleri Komutanı Komodor Minas Solomonides ile görüştü. İki ülkenin askerî personeli arasında mesleki temaslar gerçekleştirildi.

2026'da iki ülke arasındaki askerî ortaklık daha da kurumsallaştı. 18 Şubat'ta yeni bir İkili Savunma İş Birliği Programı imzalandı. Ardından Hristodulidis'in 20–23 Mayıs tarihlerindeki Hindistan ziyareti sırasında iki ülke ilişkilerini resmen stratejik ortaklık düzeyine yükseltti. 22 Mayıs'ta 2026–2031 dönemini kapsayan Savunma İş Birliği Yol Haritası'nın tamamlandığı açıklandı. Taraflar savunma sanayisi, askerî eğitim ve deniz güvenliği alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi konusunda anlaştılar. Ayrıca, Hindistan Savunma Üreticileri Derneği (SIDM) ile Kıbrıs Savunma ve Uzay Sanayileri Kümesi (CyDSIC) arasında da iş birliği mutabakatı yapıldı.

Yapılan anlaşmaların ardından askerî temaslar devam etti. Hindistan Savunma Sekreteri Rajesh Kumar Singh, 12–13 Ekim 2026 tarihlerinde Kıbrıs Cumhuriyeti'ne resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Hint heyeti, 12 Ekim'de Mari Deniz Üssü'nü ziyaret ederek Kıbrıs Deniz Kuvvetleri Komutanı Nicolaos Luca ile görüştü. Singh, 13 Ekim'de Savunma Bakanı Vasilis Palmas ve Ulusal Muhafız Ordusu Komutanı Emmanouil Theodorou ile bir araya geldi. Görüşmelerde deniz güvenliği, savunma sanayisi, askerî eğitimler, siber güvenlik ve yeni teknolojiler ele alındı.

Hindistan–Kıbrıs ilişkilerinin son yıllardaki gelişimi, Yeni Delhi'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerinin ekonomik ve askerî boyutlarının giderek iç içe geçtiğini gösteriyor. Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, Hindistan'a Avrupa'yla ticaret ve denizcilik bağlantılarını geliştirme imkânı sunarken Lefkoşa da Hint savunma sanayisi ve askerî kurumlarıyla yeni ortaklıklar kuruyor.

Ayrıca Hindistan–Kıbrıs yakınlaşması, Türkiye'nin Pakistan'la geliştirdiği askerî ilişkiler ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması (MJDA) gibi yeni bölgesel oluşumlarında incelenmesini gerektiriyor.

Pakistan MİLGEM Projesi'nin üçüncü gemisi

Türkiye–Pakistan ilişkileri

Hindistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan'la geliştirdiği askerî ve diplomatik ilişkiler, Türkiye ile Pakistan arasında köklü geçmişe dayanan ve son dönemde dahada yükselen ortaklıktan bağımsız değerlendirilemez. Ankara ve Yeni Delhi arasındaki temel görüş ayrılıklarının merkezinde, Türkiye'nin Keşmir meselesinde uzun yıllardır Pakistan'a sağladığı diplomatik ve siyasi destek yatmaktadır. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başta olmak üzere İslam İşbirliği Teşkilatı (İKÖ) gibi uluslararası platformlarda Keşmir konusunu kararlılıkla gündeme getirmesi ve Pakistan'ın tezlerini açıkça desteklemektedir.

22 Nisan 2025'te Hindistan yönetimindeki Keşmir'in Pahalgam bölgesinde düzenlenen saldırı, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Yeni Delhi, 7 Mayıs'ta Sindoor Operasyonu adı altında Pakistan'a hava saldırıları gerçekleştirdi. Pakistan ise 10 Mayıs'ta Bunyan-ul-Marsoos Operasyonu ile karşılık verdi. Öte yandan Hindistan Savunma Bakanlığı, 9 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Pakistan'ın 8–9 Mayıs gecesi düzenlediği İHA saldırılarında Türk yapımı Asisguard Songar sistemlerinin kullandığını bildirdi. Bu gelişmeler, artan Türkiye–Pakistan savunma iş birliğinin Hindistan'ın kamuoyunda daha fazla gündeme geldi.

Ankara ile İslamabad arasinda Deniz Kuvvetleri için dört MİLGEM korveti üretmesini öngören proje inisiyatifi gerçekleşti. Projenin ikinci gemisi PNS Khaibar, 20 Aralık 2025'te Pakistan'a teslim edildi. Daha sonra Doğu Akdeniz'de Türk ve Pakistan deniz kuvvetleri, Ocak 2025 ve Şubat 2026'da bölgede Turgutreis tatbikatlarını gerçekleştirdi. Bu faaliyetler, iki ülkenin askerî iş birliğinin Güney Asya'nın ötesine taşıdı.

Türkiye–Pakistan stratejik ortaklığı yalnızca askerî ve diplomatik alanla sınırlı kalmayıp, küresel ticaret ve altyapı projelerinde yansımaktadır. Hindistan'ın Türkiye'yi dışarıda bırakarak ABD ve AB desteğiyle ilan ettiği Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru'na (IMEC) karşı Ankara, Basra Körfezi'ni Irak üzerinden Türkiye ve Avrupa'ya bağlamayı öngören Irak Kalkınma Yolu Projesi'ni (Iraq Development Road) bir alternatif olarak öne sürmüştü. Türkiye, bu projeyle hem bölgesel bir lojistik merkez olma konumunu korumayı hem de Pakistan ile Körfez üzerinden uzanan ticaret ağlarını desteklemeyi amaçlamaktadır

Tüm bu gelişmeler, 7 Ağustos 2026'da Türkiye–Pakistan-Suudi Arabistan arasinda imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'yla ilişkiler başka bir safhaya geçti. Üç ülkeden birine yapılan saldırıyı hepsine yapılmış sayan bu pakt karşısında Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, Yeni Delhi'nin bölgesel güvenlik hesaplamalarında bu gelişmeyi yakından dikkate alacağını vurguladı.

Sonuç

Hindistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti arasında gelişen ilişkiler, Yeni Delhi'nin Doğu Akdeniz'deki ekonomik ve diplomatik ilişkilerini askerî alana da taşıdığını gösteriyor. Türkiye–Pakistan savunma iş birliği bu yakınlaşmayı etkileyen nedenlerin arasında olsada Hindistan'ın politikasını yalnızca Ankara'ya karşı bir dengeleme stratejisiyle açıklamak yetersiz kalmakta. Uluslararası arenada Stratejik özerklik, Avrupa pazarlarına erişim (IMEC), savunma ihracatını geliştirme hedefleri (Aatmanirbhar Bharat) ve Kıbrıs adasının jeopolitik konumu da bu ortaklığı şekillendiriyor.

Ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin BrahMos süpersonik seyir füzeleri ve Nagastra-1 mühimmatlarına yönelik ilgisi, adadaki askerî dengeler açısından riskleri artırmakta. Özellikle BrahMos füzelerinin konuşlandırılması, Türkiye'nin bölgedeki deniz faaliyetlerini ve KKTC'ye yönelik askerî planlamasını etkileyerek karşılıklı silahlanmayı hızlandırabilir. KTC'nin Türkiye'nin askerî güvencesine bağımlılığı artarken siyasi çözüm arayışları da bu nedenlerden kaynaklı zorlaşmakta. Nitekim 1997'de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin S-300 füzelerini satın alma kararı, Türkiye ile ciddi bir diplomatik krize yol açmıştı.

Sonuç olarak Hindistan'ın artan varlığı, Doğu Akdeniz'deki güç dengesini tek başına değiştirmese tarafların yaptığı hamleler yeni gerilimlerine zemin hazırlamakta. Belirleyici olan, savunma anlaşmalarının somut silah transferlerine ve askerî faaliyetlere dönüşmesidir. Rum tarafının silahlanma ve bölgede üçüncü aktörlerle ilişkileri Türkiye ve KKTC tarafından tehdit olarak algılanması, karşılıklı askerî tedbirleri artırarak adadaki statükonun bozulmasına ve bölgedeki istikrarın kaybolma riski yaratmakta.


Kıbrıs Adası, 1960’ta Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı. Lefkoşa’da imzalanan Garanti Antlaşması’yla Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık, Cumhuriyetin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve anayasal düzeninin garantörleri oldu. 1974’te Yunanistan’daki askeri cuntanın desteklediği darbenin ardından Türkiye, garantörlük statüsünü dayanak göstererek askerî müdahalede bulundu ve ada fiilen ikiye bölündü. 1983’te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) yalnızca Türkiye tanımaktadır. Fiilen adanın güneyini yöneten Kıbrıs Cumhuriyeti hükûmeti ise uluslararası alanda adanın tanınan hükûmeti statüsünü korumaktadır. Dolayısıyla, bu yazıda devletler arası ilişkiler için “Kıbrıs Cumhuriyeti” kullanılmaktadır. Lakin Kıbrıs Cumhuriyeti hükûmeti adanın kuzeyinde fiilî kontrol sahibi değildir.

Yazar

Eren Gökdemir

Kurucu - Direktör

Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde Avrupa Kamu İşleri yüksek lisans öğrencisi.

Sciences Po Paris’te sosyal ve beşerî bilimler programını tamamladıktan sonra Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi aldı. Hâlen aynı üniversitede Avrupa Kamu İşleri alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

Eren Gökdemir imzalı tüm yazılar →

İlgili yazılar

Tüm yazılar →